📍Antakya - İskenderun / HATAY / TÜRKİYE

📍 Antakya & İskenderun / HATAY

Kültürlerin Kucaklaştığı, Direnişin ve Umudun Şehri

EZAN • ÇAN • HAZZAN

Ben Hataylıyım. Evet, soyadım da Hataylı.
İstanbul’da doğup büyüdüm ama Hatay’la gerçek tanışıklığım yıllarca düzenlediğim kültür turları sayesinde oldu. İlk kez Antakya sokaklarında yürüdüğüm günü hâlâ hatırlıyorum. Tarih kitaplarında okuduğum medeniyetlerin izlerini aynı sokakta görmek, farklı inançlardan insanların aynı mahallede yaşadığını görmek ve her köşeden yükselen yemek kokularını hissetmek beni büyülemişti.

Hatay öyle bir şehir ki onu sadece gezemezsiniz. Hatay’ı hissedersiniz. Çünkü burada tarih yalnızca müzelerde değil; sokaklarda, evlerin duvarlarında, sofralarda ve insanların günlük yaşamında yaşar.

Birçok şehir geçmişini anlatır.
Hatay ise geçmişi yaşatır.


Medeniyetlerin Buluşma Noktası

Hatay, tarih boyunca sayısız uygarlığa ev sahipliği yaptı. Hititler, Asurlular, Persler, Büyük İskender, Roma İmparatorluğu, Bizans, Selçuklular, Memlükler ve Osmanlılar… 

Bu nedenle Hatay için sık sık “Medeniyetler Beşiği” denir.

Ancak Hatay’ı özel yapan sadece birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olması değildir. Asıl önemli olan, bu kültürlerin izlerinin bugün hâlâ aynı şehirde yaşamaya devam etmesidir.

Antakya’da yürürken birkaç dakika içerisinde bir cami, bir kilise ve bir sinagog görebilirsiniz.

Bu yüzden Hatay yıllardır şu sözle anılır: “Ezan, Çan ve Hazzan’ın Şehri.”

Bir yanda minarelerden yükselen ezan sesi, diğer yanda kilise çanları, biraz ileride ise sinagogdan yükselen dualar… Dünyada çok az şehir bu kadar güçlü bir hoşgörü ve birlikte yaşama kültürüne sahiptir.

Türkiye’nin En Genç İli
Hatay’ın hikâyesi yalnızca binlerce yıl öncesine uzanmaz. Cumhuriyet tarihimizin en önemli sayfalarından biri de burada yazılmıştır. 1938 yılında kurulan Hatay Devleti, yaklaşık bir yıl süren bağımsızlığının ardından 1939 yılında Türkiye Cumhuriyeti’ne katılmıştır. Bu nedenle Hatay, 
Türkiye’nin en genç ili olarak da anılır.

Bugün şehirde dolaşırken yalnızca Roma’nın, Bizans’ın ya da Osmanlı’nın değil; Cumhuriyet tarihinin de izlerini görürsünüz.

Her Kazıdan Tarih Çıkıyor...

Hatay’ın en etkileyici yönlerinden biri, tarihinin hâlâ toprağın altında yaşamaya devam etmesidir.

Hataylıların sık kullandığı bir söz vardır: “Nereyi kazsan mozaik çıkıyor.”

İlk duyduğunuzda abartılı gelebilir ama aslında hiç de öyle değildir. Yıllardır bölgede yapılan kazılarda sayısız Roma dönemi mozaiği, sütunlar, yollar ve antik yapılar ortaya çıkarıldı. Antik Antiokheia, Roma döneminde dünyanın en büyük şehirlerinden biri olarak kabul ediliyordu. Roma, İskenderiye ve Konstantinopolis ile birlikte dönemin en önemli merkezleri arasındaydı.

Bunun en etkileyici örneklerinden biri bugün Museum Hotel Antakya’nın bulunduğu alandır. Otelin inşaatı sırasında ortaya çıkan eserler nedeniyle proje tamamen değiştirilmiş ve yapı, tarihi kalıntıların korunacağı şekilde yeniden tasarlanmıştır.

Hatay’da tarih bazen müzelerde değil, hayatın tam ortasında karşınıza çıkar.

Dünyanın En Büyük Mozaik Koleksiyonlarından Biri

Yıllarca Hatay’a tur götürdüğüm dönemlerde en sevdiğim duraklardan biri Mozaik Müzesi olurdu. Eski müze yıllarca şehrin sembollerinden biriydi. Ancak ortaya çıkan yeni eserlerin sayısı arttıkça daha büyük bir müzeye ihtiyaç duyuldu.

Bugün Hatay Arkeoloji Müzesi, dünyanın en önemli mozaik koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapıyor. Yaklaşık iki bin yıllık eserler arasında dolaşırken kendinizi Roma döneminde yaşıyormuş gibi hissediyorsunuz. Mitolojik hikâyeler, günlük yaşam sahneleri ve olağanüstü işçilikleriyle bu mozaikler yalnızca sanat eseri değil; aynı zamanda tarihin sessiz tanıkları.




Asi Nehri ve Antakya’nın Kalbi...

Antakya’nın simgelerinden biri de Asi Nehri’dir. Türkiye’deki birçok nehrin aksine farklı yönde aktığı için halk arasında “asi” olarak anıldığı söylenir. Yüzyıllardır şehrin yaşamına yön veren nehir, Antakya’nın geçmişiyle bugünü arasında görünmez bir köprü gibidir. Nehir kıyısında yürürken bir tarafta tarihi yapılar, diğer tarafta modern şehir hayatı size eşlik eder.



Antakya’nın Vazgeçilmez Durakları;

📍 St. Pierre Kilisesi
📍 Habib-i Neccar Camii
📍 Harbiye Şelaleleri
📍 Vakıflı Köyü (Türkiye’nin tek Ermeni köyü)
📍 Hıdırbey Köyü ve Musa Ağacı
📍 Titus Tüneli
📍 Beşikli Mağara
📍 Hatay Arkeoloji Müzesi
📍 Uzun Çarşı


Uzun Çarşı: Hatay’ın Hafızası
Deprem öncesinde Antakya’nın kalbi burada atardı. Baharat kokuları, sabuncular, künefeciler, bakırcılar ve dar sokaklardan yükselen sohbet sesleri…
Yüzyıllardır ticaretin merkezi olan Uzun Çarşı yalnızca alışveriş yapılan bir yer değil, Hatay kültürünün yaşayan hafızasıydı.

Her turumda misafirlerimi mutlaka buraya getirirdim. Çünkü Hatay’ın ruhunu anlamanın en kolay yolu Uzun Çarşı’da kaybolmaktı.

Depremde büyük zarar görmesine rağmen bugün yeniden hayat bulmaya çalışıyor.

İskenderun ve Arsuz

Hatay denince çoğu kişinin aklına ilk Antakya gelir. Oysa İskenderun ve Arsuz da bölgenin en özel noktalarındandır.

İskenderun yıllardır Doğu Akdeniz’in en önemli liman şehirlerinden biri olmuştur. Sahil boyunca yürüyüş yapmak, gün batımını izlemek ve deniz ürünlerinin tadını çıkarmak burada ayrı bir keyiftir.

Gezilecek yerler arasında;

• İskenderun Sahili
• Payas Kalesi
• Sokullu Mehmet Paşa Kervansarayı
• Arsuz Sahili
• İssos Antik Kenti kalıntıları sayılabilir.
Akşam yemeği için ise yıllardır bölgenin klasiklerinden biri olan İskenderun Yelken Kulübü birçok kişinin ilk tercihlerinden biridir.

UNESCO Gastronomi Şehri Hatay

Hatay yalnızca tarihiyle değil mutfağıyla da dünyaca tanınır. UNESCO tarafından gastronomi alanında “Yaratıcı Şehirler Ağı”na dahil edilen Hatay, Türkiye’nin en zengin mutfaklarından birine sahiptir.

Künefe yalnızca başlangıçtır.
Tepsi kebabı, oruk, humus, zahter salatası, biberli ekmek, katıklı ekmek, semirsek, kaytaz böreği, muhammara ve yüzlerce farklı meze…

Hatay’da sofralar sadece yemek yemek için kurulmaz. Paylaşmak, sohbet etmek ve misafir ağırlamak için kurulur. 
Lezzet durakları arasında Sultan Sofrası, Hidro Restoran ve bölgedeki yerel esnaf lokantaları mutlaka değerlendirilebilir.


6 Şubat 2023: Hatay’ın En Uzun Gecesi...

6 Şubat 2023 sabahı yalnızca binalar yıkılmadı.

Hatıralar, anılar ve bir şehrin belleğinin büyük bir bölümü de ağır yara aldı.

Hatay, depremden en çok etkilenen şehirlerden biri oldu.

Antakya’nın tarihi sokakları, çarşıları, evleri, camileri ve kiliseleri büyük zarar gördü.

Daha önce defalarca yürüdüğüm sokakları, misafirlerimi götürdüğüm meydanları ve tanıdığım işletmeleri haberlerde görmek benim için de tarifsiz bir duyguydu.

Ama Hatay’ın hikâyesi yalnızca depremden ibaret değil.

Çünkü bu şehrin en güçlü özelliği her zaman yeniden ayağa kalkabilmesi oldu.

Bugün yeni yapılar yükseliyor.

İşletmeler yeniden açılıyor.

İnsanlar yeniden üretmeye, çalışmaya ve yaşamaya devam ediyor.

Hatay yaralarını sarıyor.

Yavaş yavaş ama kararlılıkla…


Hatay’a Nasıl Destek Olabiliriz?

Hatay’a destek olmanın en güzel yollarından biri gitmek.
  • Şehri ziyaret etmek.
  • Yerel işletmelerden alışveriş yapmak.
  • Yerel restoranlarda yemek yemek.
  • Bölgede konaklamak.
Çünkü her ziyaret, bölge ekonomisine ve yeniden ayağa kalkma sürecine katkı sağlıyor. Hatay’ın bugün en çok ihtiyacı olan şeylerden biri de unutulmamak.

Hatay Bir Şehir Değil, Bir İnsanlık Dersi

Belki soyadım Hataylı olduğu için…

Belki yıllarca bu şehre misafirler getirdiğim için… Ama Hatay’a her gidişimde kendimi yabancı değil, evimde hissederim. Çünkü Hatay’ın en büyük zenginliği tarihi eserleri ya da yemekleri değil; insanlarıdır. Burada insanlar sizi tanımasalar bile sofralarına davet eder. Bir çayın etrafında saatlerce sohbet edebilirsiniz.

Her adımda bir mozaik…

Her sokakta bir hikâye…

Her sofrada yüzlerce yıllık bir gelenek…

Ve her şeye rağmen geleceğe umutla bakan insanlar…

Hatay sadece ziyaret edilen bir şehir değil.

İnsanın kalbinde iz bırakan bir yaşam biçimi.

Bir şehirden çok daha fazlası…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

📍Watford / İNGİLTERE 'Harry Potter Warner Bros Studio Tour'

📍 Emirgan Korusu İstanbul / TÜRKİYE

📍Innsbruck / AVUSTURYA