🛳 AKDENİZ Gemi Turu / Barselona, Nice, Floransa, Roma, Napoli, Sicilya
🛳 Akdeniz Gemi Turu
Barselona – Nice – Floransa – Roma – Napoli – Sicilya
Royal Caribbean / Voyager of the Seas Deneyimim
Blog yazmaya, yıllar boyunca çok seyahat etmiş olmanın verdiği cesaretle başladım. Seyahat etmenin en keyifli yollarından biri ise şüphesiz gemi turları. Çünkü valiz aç-kapa derdi yok, otel değiştirme stresi yok… Her sabah başka bir şehirde uyanıyorsunuz.
Bu seyahatimiz, Royal Caribbean filosuna ait Voyager of the Seas ile yaptığımız klasik ama asla eskimeyen bir Akdeniz rotasıydı. Tur bayram dönemine denk gelmişti ve Akdeniz’in en güzel limanlarını kapsıyordu.
Benim için geminin yaşı hiçbir zaman çok belirleyici olmadı. Asıl önemli olan rota, liman organizasyonu ve şehirlerde geçirilen zamanı nasıl değerlendirdiğiniz. Bu yüzden bu yazıda gemiden çok uğradığımız şehirleri ve liman deneyimlerini anlatmak istiyorum.
🚢 Tur Başlangıcı – Barselona
Akdeniz gemi turlarının büyük bölümü Barselona Limanı’ndan başlar. Bu nedenle tur öncesinde Barselona’da konaklamak isteyen misafirler için genellikle otel rezervasyonları, şehir turları ve restoran organizasyonları önceden planlanır.
Bizim grubumuz havalimanında buluşup otobüsle doğrudan limana geçti. Tur öncesinde şehirde kalmayı tercih eden misafirler ise özel transferlerle otellerine yerleşti.
İstanbul’dan Barselona’ya uçuş yaklaşık 3 saat sürüyor. Ancak Barselona Havalimanı zaman zaman grevlerle gündeme gelebildiği için özellikle gemi günü ekstra zaman payı bırakmak önemli.
1. Gün – Barselona
Barselona Avrupa’nın en kozmopolit şehirlerinden biri. Zaman kısıtlı olsa bile şehirde kısa bir yürüyüş bile keyifli oluyor.
Las Ramblas boyunca yürümek, Gotik Mahalle’nin dar taş sokaklarında dolaşmak ya da Sagrada Familia’yı en azından dışarıdan görmek bile şehrin atmosferini hissetmek için yeterli.
Alternatif olarak liman çevresinde yürüyüş yapmak ya da kısa bir bisiklet turu da oldukça keyifli bir başlangıç oluyor.
2. Gün – Villefranche
(Nice – Monaco – Monte Carlo)
Fransız Rivierası’nın en zarif duraklarından biri olan Villefranche, kırmızı kiremitli evleri ve masmavi deniziyle gerçekten büyüleyici bir yer.
Buradan Nice ve Monaco’ya geçmek oldukça kolay. Nice’te ünlü Cours Saleya Çiçek Pazarı ve Matisse Müzesi ziyaret edilebilir.
Monaco tarafında ise Prenslik Sarayı ve Grace Kelly’nin mezarının bulunduğu Monaco Katedrali en çok ziyaret edilen yerler arasında.
Fransız Rivierası’nın o şık ve zarif atmosferi burada gerçekten çok hissediliyor.
3. Gün – Floransa
Floransa’ya yapılan ziyaretlerin çoğu Duomo Meydanı’nda başlar.
Şehrin kalbi olan bu meydan her zaman kalabalık ama her seferinde büyüleyici. Duomo Katedrali’nin mimarisi gerçekten etkileyici.
Duomo’nun hemen yanında Leonardo da Vinci’nin eserlerinin replikalarının sergilendiği küçük ama ilginç bir müze bulunuyor.
Floransa’da yürürken mutlaka Ponte Vecchio Köprüsü’ne uğramak gerekiyor. Arno Nehri üzerindeki bu tarihi köprü, üzerindeki kuyumcu dükkânlarıyla ünlü.
Eskiden köprüde kasap dükkânları bulunuyormuş ancak kötü kokular nedeniyle Grandük Ferdinando bu dükkânları kaldırıp yerlerine kuyumcuları yerleştirmiş.
Floransa yürüyerek keşfetmek için çok uygun bir şehir. Zamanı kısıtlı olanlar için hop-on hop-off otobüsleri de oldukça pratik.
4. Gün – Civitavecchia (Roma)
Roma’ya ulaşmak için geminin yanaştığı Civitavecchia Limanı’ndan yaklaşık iki saatlik bir yolculuk yapmak gerekiyor. Bu nedenle transferleri önceden organize etmek önemli.
Roma’da kısa sürede bile görülebilecek birçok yer var.
Colosseum ve Roma Forumu, Vatikan ve Sistine Şapeli, Trevi Çeşmesi şehrin en önemli durakları arasında.
Trevi Çeşmesi’ne gelenlerin çoğu geleneksel olarak çeşmeye bir para atar. Efsaneye göre bu, Roma’ya tekrar gelmenin garantisi sayılıyor.
Pantheon çevresindeki dondurmacılar ise gerçek İtalyan gelatosu tatmak için harika bir durak.
5. Gün – Napoli ve Pompeii
Napoli enerjik, kaotik ve karakteri çok güçlü bir şehir.
Şehrin tarihi merkezinde yürürken Spaccanapoli sokakları, Castel Nuovo, San Carlo Opera Binası ve San Gennaro Katedrali görülebilir.
Ancak Napoli’ye daha önce gitmiş olanlar için en etkileyici alternatif Pompeii.
M.S. 79 yılında Vezüv Yanardağı’nın patlamasıyla lav altında kalan bu antik şehir, adeta zamanın donduğu bir yer gibi.
Burayı gezerken yürüyüş oldukça fazla olduğu için rahat bir spor ayakkabı giymek gerçekten önemli.
Napoli’den ayrıca Capri Adası, Sorrento, Ischia veya Vezüv Dağı gibi farklı turlara da katılmak mümkün.
6. Gün – Sicilya
Akdeniz’in en büyük adası olan Sicilya, güçlü karakteri ve kendine özgü kültürüyle oldukça farklı bir atmosfere sahip.
Godfather filmleriyle ünlenen bu ada, İtalya’dan bile biraz farklı bir kültür hissi veriyor. Sicilya’da konuşulan lehçe bile standart İtalyancadan oldukça farklı.
Temmuz ayı alışveriş açısından oldukça avantajlı bir dönem. Eve dönmeden önce özellikle yerel ürünlere göz atmak iyi bir fikir.
Sicilya’dan genellikle zeytinyağı, yerel şaraplar, makarna çeşitleri ve peynirler alınır.
7. Gün – Denizde Dinlenme
Gemi turlarının en keyifli günlerinden biri deniz günü.
Bu gün tamamen geminin tadını çıkarmak için ayrılmış oluyor. Voyager of the Seas’te açık ve kapalı havuzlar, farklı konseptte restoranlar, akşam gösterileri ve spa alanları bulunuyor.
Denizde geçen bu günler aslında gemiyi keşfetmek için en güzel zamanlardan biri.
8. Gün – Barselona’ya Dönüş
Turun sonunda gemi sabah erken saatlerde tekrar Barselona Limanı’na yanaşıyor.
Misafirler gemiden indikten sonra kısa sürede temizlik ve hazırlık tamamlanıyor ve gemi öğleden sonra yeni turun yolcularını ağırlamaya hazır hale geliyor.





Yorumlar
Yorum Gönder