📍 Lugano / İSVİÇRE

📍 Lugano / İSVİÇRE 🇨🇭
İtalya ile İsviçre Arasında Zamansız Bir Kaçış

Avrupa turumuz sırasında, Zürih’ten çıkıp Milano’ya doğru ilerlerken rotamıza kısa ama etkisi uzun süren bir mola ekledik: Lugano. Aslında burası benim için sadece bir şehir değil; çocukluğumdan beri adını duyduğum, hayalini kurduğum bir yerdi. Yatılı okul için bu bölgeyi tercih eden arkadaşlarımdan yıllarca dinlediğim sokakları, bu kez kendi gözlerimle görmek bambaşka bir his oldu.

Lugano, İsviçre’nin İtalyanca konuşulan Ticino kantonunda yer alıyor ve bu özelliğiyle ülkenin diğer şehirlerinden oldukça farklı bir karaktere sahip. Sınırın hemen dibinde konumlanmış olması sayesinde hem İsviçre düzenini hem de İtalyan yaşam tarzının sıcaklığını aynı anda hissediyorsunuz. Zaten şehirde dolaşırken bir an kendinizi İtalya’daymış gibi hissederken, birkaç adım sonra İsviçre’nin o kusursuz düzenine geri dönüyorsunuz.

Ben daha önce de Lugano’ya uğramıştım; İtalya’da katıldığım bir arkadaşımın düğünü sonrası, Piacenza’ya doğru ilerlerken yol üzerinde kısa bir mola vermiştik. Bu kez ise çok daha bilinçli bir şekilde, şehri hissederek gezme fırsatım oldu.

Şehrin en dikkat çekici noktalarından biri hiç şüphesiz Lugano Gölü. Gölün etrafında yürüyüş yapmak, palmiye ağaçlarıyla çevrili sahil boyunca ilerlemek ve arka planda yükselen dağ manzarasını izlemek… Burası İsviçre’den çok Akdeniz kıyılarını andırıyor. Özellikle kısa süreli ziyaretlerde bile insana gerçek anlamda “tatildeyim” hissini veren çok özel bir atmosferi var.

Lugano’nun şehir merkezi ise oldukça kompakt ve keyifli. Dar sokaklar, küçük butikler, kafeler ve meydanlar arasında kaybolmak bu şehrin en güzel aktivitelerinden biri. Özellikle Piazza della Riforma çevresi şehrin kalbi gibi. Sabah kahvesi içmek, göl kenarında yürümek ya da sadece sokakları izlemek bile burada başlı başına bir deneyim.

Bu bölgeyi gezerken İsviçre’ye dair bazı detayları da daha net fark etmeye başladım. Çünkü İsviçre, ilk bakışta Avrupa’daki diğer ülkelere benzese de aslında kendine özgü kuralları ve yaşam düzeni olan çok farklı bir ülke.

Öncelikle birçok kişinin düşündüğünün aksine İsviçre Avrupa Birliği üyesi değil. Ancak Schengen bölgesinde yer aldığı için girişlerde Schengen vizesi kullanılıyor. Yani Avrupa içinde seyahat ederken ekstra bir sınır hissi yaşamıyorsunuz ama ülke kendi sistemini koruyor.

Bir diğer önemli konu ise para birimi. İsviçre’de euro bazı turistik yerlerde kabul edilse bile asıl kullanılan para birimi İsviçre Frangı. Kart neredeyse her yerde geçiyor fakat küçük kafeler, otomatlar ya da kısa duraklamalar için bir miktar nakit frank taşımak oldukça pratik oluyor.

İsviçre’de hava da gerçekten çok hızlı değişebiliyor. Sabah güneşli başlayan bir gün, birkaç saat sonra yağmura dönüşebiliyor. Özellikle Lugano gibi göl ve dağların iç içe geçtiği bölgelerde bu değişimi çok net hissediyorsunuz. Bu yüzden kat kat giyinmek burada hayat kurtarıyor. İnce bir mont, rahat yürüyüş ayakkabısı ve küçük bir şemsiye bence mutlaka çantada olmalı.

Bir başka dikkatimi çeken detay ise sokak çeşmeleri oldu. İsviçre’de birçok çeşmeden içilebilir su akıyor. Üzerinde “içilmez” yazmıyorsa genelde güvenle kullanılabiliyor. Özellikle şehir gezerken yanınızda termos ya da su şişesi taşımak hem ekonomik hem de çok pratik oluyor.

Toplu taşıma konusunda ise İsviçre tam anlamıyla kusursuz işliyor diyebilirim. Trenler gerçekten dakikalarına kadar zamanında hareket ediyor. Özellikle Zürih – Lugano – Milano hattında manzaralı tren yolculukları başlı başına ayrı bir deneyim. Ancak burada en önemli konu biletsiz binmemek çünkü kontroller sık ve cezalar oldukça yüksek.

İsviçre’de dikkat edilmesi gereken bir diğer konu da pazar günleri hayatın oldukça sakinleşmesi. Marketlerin büyük kısmı kapalı oluyor. Sadece bazı tren istasyonu marketleri ya da küçük işletmeler açık kalabiliyor. Bu yüzden alışverişinizi cumartesi gününden yapmak iyi bir fikir olabilir.

Restoran kültürü de biraz farklı. Servis ücreti genelde hesaba dahil olduğu için ekstra bahşiş zorunlu değil. İsterseniz hesabı yuvarlamak yeterli oluyor. Ayrıca restoranlarda masaya gelen şişe sular çoğunlukla ücretli. Musluk suyu istediğinizde bazı yerlerde bunun için de ücret alınabiliyor.

Bir diğer küçük ama önemli detay ise priz sistemi. Avrupa’daki birçok fiş çalışsa da İsviçre’nin kendine özgü ince uçlu priz sistemi bulunuyor. Bu yüzden küçük bir adaptör taşımak hayat kurtarıyor.

Bizim programımızda Lugano daha çok kısa bir geçiş noktasıydı. Şehir turunun ardından rotamızı alışveriş için bölgenin outlet merkezlerine çevirdik. Ama şunu çok net söyleyebilirim ki; Lugano yalnızca “yol üstü mola” olarak görülecek bir yer değil. Özellikle sakinlik, göl manzarası, düzen ve Akdeniz ruhunu bir arada yaşamak isteyenler için birkaç gün ayırmaya kesinlikle değer.

İsviçre’nin disiplinli yapısı ile İtalya’nın sıcak ruhunun birleştiği Lugano, Avrupa’da klasik şehirlerden sıkılanlar için gerçekten çok farklı bir deneyim sunuyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

📍Innsbruck / AVUSTURYA

📍 Oktoberfest Deneyimi – Münih / ALMANYA

📍Mayrhofen / AVUSTURYA