📍 British Museum / LONDRA
🏛️ Dünyanın En Ünlü Müzelerinden Birinin Tartışmalı Geçmişi
Londra’da yıllarca yaşamış, İngiltere’de eğitim almış ve turizm okumuş biri olarak British Museum benim için hiçbir zaman yalnızca bir müze olmadı.Defalarca gezdiğim, farklı dönemlerde tekrar tekrar ziyaret ettiğim ve her gidişimde başka bir ayrıntısını fark ettiğim çok özel bir yerdi.
İlk kez içeri girdiğiniz anda zaten atmosfer sizi etkiliyor.
Dev sütunlar, görkemli galeriler, dünyanın dört bir yanından gelen eserler, turist grupları, okul gezileri…
Gerçekten insanlık tarihinin en önemli koleksiyonlarından birinin içerisinde olduğunuzu hissediyorsunuz.
Ama British Museum yalnızca sanat ve tarih konuşulan bir yer değil.
Müzedeki bazı eserlerin hangi koşullarda toplandığı, İngiltere’ye nasıl getirildiği ve bugün nerede sergilenmesi gerektiği uzun yıllardır uluslararası tartışmaların konusu.
Turizm eğitimi aldığım yıllarda özellikle kültürel miras, müzecilik ve sömürgecilik ilişkisi üzerine yapılan tartışmalarda British Museum’un adı çok sık geçerdi.
Çünkü burası bir taraftan dünya tarihini tek bir çatı altında görmenizi sağlayan inanılmaz bir müze…
Diğer taraftan da insana sürekli şu soruyu sorduran bir yer:
“Bir kültürel miras eseri kime aittir ve nerede sergilenmelidir?”
🏛️ British Museum’un Kuruluşu
British Museum 1753 yılında İngiliz Parlamentosu tarafından kuruldu.Müzenin kuruluşunun temelinde doktor, doğa bilimci ve koleksiyoner Sir Hans Sloane’un yaklaşık 71.000 parçadan oluşan koleksiyonu bulunuyordu.
Sloane’un koleksiyonunda yalnızca antik eserler yoktu.
Kitaplar, el yazmaları, doğa tarihi örnekleri, madalyalar, sikkeler, çizimler ve dünyanın farklı bölgelerinden toplanmış çok çeşitli objeler bulunuyordu.
Ancak bugün Hans Sloane’un hikâyesi de yalnızca “büyük koleksiyoner” anlatısıyla değerlendirilmiyor.
Sloane’un yaşamı ve koleksiyonunun oluşumu, Britanya’nın sömürgecilik ve kölelik tarihi bağlamında da yeniden inceleniyor.
Dolayısıyla British Museum’un geçmişiyle ilgili tartışma aslında yalnızca sonradan koleksiyona eklenen eserlerle sınırlı değil; müzenin kuruluş hikâyesine kadar uzanıyor.
🌍 British Museum Neden Bu Kadar Tartışılıyor?
British Museum’un koleksiyonu bugün dünyanın çok farklı coğrafyalarından gelen milyonlarca objeyi kapsıyor.Ancak özellikle bazı eserlerin mülkiyeti ve nasıl edinildiği uzun yıllardır tartışılıyor.
Sömürge dönemlerinde, savaşlar sırasında, arkeolojik kazılar sonucunda, satın alma yoluyla veya bugün hukuki ve etik açıdan tartışılan izinlerle Avrupa’ya getirilen kültür varlıkları konusunda dünya genelinde büyük bir iade ve kültürel miras tartışması yaşanıyor.
British Museum da bu tartışmanın merkezindeki kurumlardan biri.
Bu nedenle sosyal medyada zaman zaman;
“Bir şey kaybolduysa British Museum’a bakın.”
gibi esprilerle karşılaşıyoruz.
Komik gibi görünse de aslında arkasında oldukça ciddi bir soru bulunuyor:
Yüzyıllar önce başka ülkelerden getirilen kültürel miras eserleri bugün nerede sergilenmeli?
Komik gibi görünse de aslında arkasında oldukça ciddi bir soru bulunuyor:
Yüzyıllar önce başka ülkelerden getirilen kültürel miras eserleri bugün nerede sergilenmeli?
🇬🇷 Parthenon Heykelleri – Elgin Mermerleri Tartışması
Bu konunun dünyadaki en ünlü örneklerinden biri kuşkusuz Parthenon Heykelleri, yaygın adıyla Elgin Mermerleri.Atina Akropolü’ndeki Parthenon ve çevresindeki yapılardan çıkarılan heykellerin önemli bir bölümü bugün British Museum’da sergileniyor.
Lord Elgin, 19. yüzyılın başlarında Britanya’nın Osmanlı İmparatorluğu nezdindeki büyükelçisiydi.
Lord Elgin, 19. yüzyılın başlarında Britanya’nın Osmanlı İmparatorluğu nezdindeki büyükelçisiydi.
British Museum’un anlatımına göre Elgin, dönemin Osmanlı makamlarından izin aldı ve eserler 1801–1805 yılları arasında çıkarılarak daha sonra İngiltere’ye götürüldü.
British Museum, Elgin’in işlemlerinin 1816 yılında İngiliz Parlamentosu tarafından incelendiğini ve yasal bulunduğunu savunuyor.
Yunanistan ise uzun yıllardır Parthenon Heykellerinin kalıcı olarak Atina’ya dönmesini istiyor.
Dolayısıyla tartışma yalnızca:
“Eserler kimin?”
sorusundan ibaret değil.
Verilen Osmanlı izninin kapsamı, hukuki niteliği, eserlerin hangi koşullarda çıkarıldığı ve kültürel mirasın bütünlüğü gibi konular da tartışmanın içerisinde.
“Eserler kimin?”
sorusundan ibaret değil.
Verilen Osmanlı izninin kapsamı, hukuki niteliği, eserlerin hangi koşullarda çıkarıldığı ve kültürel mirasın bütünlüğü gibi konular da tartışmanın içerisinde.
Bugün Parthenon’dan günümüze ulaşan heykellerin önemli bölümü Atina ve Londra arasında bölünmüş durumda.
British Museum ise Yunanistan ile konu hakkında görüşmelerin devam ettiğini ve bir “Parthenon partnership” üzerinde çalışıldığını belirtiyor.
🇹🇷 British Museum’daki Anadolu Eserleri
Ben British Museum’u gezerken en çok dikkatimi çeken şeylerden biri de Anadolu’dan götürülmüş eserlerin büyüklüğü ve önemi olmuştu.Müzenin koleksiyonlarında Anadolu ve yakın coğrafyalardan gelen çok önemli eserler bulunuyor.
Özellikle Likya ve Anadolu’nun farklı antik bölgelerinden getirilen eserleri Londra’da görmek, bir Türk olarak bende her zaman farklı bir duygu yaratıyor.
Bir taraftan bu eserlerin dünyanın en çok ziyaret edilen kültür kurumlarından birinde milyonlarca insan tarafından görülmesi etkileyici.
Ama diğer taraftan insan ister istemez düşünüyor:
“Acaba bu eserleri bugün kendi topraklarında görmek nasıl olurdu?”
Bence British Museum’u gezerken yalnızca eserlerin hangi uygarlığa ait olduğunu değil, müzeye nasıl geldiklerini de okumak gerekiyor.
Çünkü bazen bir eserin British Museum’a uzanan yolculuğu, eserin kendisi kadar ilginç olabiliyor.
🚨 2023 British Museum Hırsızlık Skandalı
British Museum’un yakın tarihindeki en büyük krizlerden biri 2023 yılında ortaya çıktı.Müze, koleksiyondaki bazı objelerin kayıp, çalınmış veya zarar görmüş olduğunun anlaşılması üzerine güvenlik sistemini incelemeye aldı.
Sonraki açıklamalarda olayın boyutunun yaklaşık 2.000 objeye ulaştığı belirtildi.
Bunların yaklaşık 1.500’ünün kayıp veya çalınmış, yaklaşık 500’ünün ise zarar görmüş olduğu tahmin edildi.
Eserlerin önemli bir bölümünü küçük antik mücevherler ve oyma taşlar oluşturuyordu.
Olayın ardından bir müze çalışanı işten çıkarıldı, Metropolitan Police soruşturma başlattı ve British Museum bağımsız bir güvenlik incelemesi yaptırdı.
Müzenin daha sonra yaptığı açıklamalar ise başka bir önemli problemi ortaya koydu:
Kayıp eserlerin bir bölümünün daha önce tam olarak belgelenmemiş olması, neyin kaybolduğunu tespit etmeyi bile zorlaştırıyordu.
Bunun üzerine British Museum koleksiyonun kayıt ve dijitalleştirme çalışmalarını tamamlamak amacıyla beş yıllık kapsamlı bir program başlattı.
Yani yıllardır başka ülkelerin kültürel mirasını koruma kapasitesi üzerinden yürüyen tartışmaların merkezindeki müze, bu kez kendi koleksiyonunun güvenliği nedeniyle ciddi biçimde eleştirildi.
🎭 Ilê Sartuzi’nin “Sleight of Hand” Protestosu
British Museum’la ilgili son yılların en ilginç olaylarından biri de Brezilyalı sanatçı Ilê Sartuzi’nin gerçekleştirdiği sanat projesiydi.Sartuzi, müzenin ziyaretçilerin dokunmasına ve incelemesine izin verilen eğitim koleksiyonundaki 17. yüzyıla ait İngiliz İç Savaşı döneminden bir sikkeyi bir replikayla değiştirdi.
Ancak burada önemli bir ayrıntı var:
Sanatçı orijinal sikkeyi müzeden alıp götürmedi.
Orijinal sikkeyi daha sonra British Museum’un kendi bağış kutusuna bıraktı.
Gerçekleştirdiği eylemi ise müzenin sömürgecilik geçmişi, eserlerin mülkiyeti ve kültürel miras tartışmaları üzerine bir sanat projesi olarak sundu.
Olay sosyal medyada büyük yankı uyandırdı.
British Museum ise yapılan eylemi eleştirdi ve bunun ziyaretçilerin koleksiyona erişimine duyulan güvenin kötüye kullanılması olduğunu belirtti.
Bence bu olayın bu kadar konuşulmasının nedeni de tam olarak buydu.
Çünkü tartışmayı yeniden aynı soruya getiriyordu:
Bir müzedeki eserin gerçek sahibi kim?
🎓 Benim British Museum Deneyimim
Ben British Museum’u ilk gezdiğim yıllarda açıkçası burayı daha çok “çok büyük ve inanılmaz etkileyici bir müze” olarak görüyordum.Ama yıllar geçtikçe, turizm eğitimi aldıkça ve kültürel miras konularını daha fazla araştırdıkça müzeye bakışım da değişti.
Bugün hâlâ Londra’ya gittiğimde uğramayı sevdiğim yerlerden biri.
Çünkü içeride gerçekten insanlık tarihinin olağanüstü eserleri bulunuyor.
Ama artık bir eserin önünde durduğumda yalnızca:
“Bu eser hangi döneme ait?”
diye düşünmüyorum.
Aynı zamanda:
“Buraya nasıl geldi?”
diye de merak ediyorum.
Çünkü içeride gerçekten insanlık tarihinin olağanüstü eserleri bulunuyor.
Ama artık bir eserin önünde durduğumda yalnızca:
“Bu eser hangi döneme ait?”
diye düşünmüyorum.
Aynı zamanda:
“Buraya nasıl geldi?”
diye de merak ediyorum.
Bence British Museum’u gerçekten ilginç yapan şey de tam olarak bu.
Bir tarafta insanlık tarihini aynı çatı altında görebilme fikri…
Diğer tarafta kültürel mirasın ait olduğu coğrafya, mülkiyet, sömürgecilik, koruma ve etik üzerine bitmeyen tartışmalar.
Bir tarafta insanlık tarihini aynı çatı altında görebilme fikri…
Diğer tarafta kültürel mirasın ait olduğu coğrafya, mülkiyet, sömürgecilik, koruma ve etik üzerine bitmeyen tartışmalar.
✨ British Museum’a Gidilir mi?
Bence Londra’ya ilk kez gidiyorsanız kesinlikle görülmesi gereken yerlerden biri.Ama benim tavsiyem British Museum’u yalnızca “ünlü eserleri görelim ve çıkalım” şeklinde gezmemeniz.
Rosetta Stone’dan Mısır galerilerine, Parthenon Heykellerinden Anadolu ve Mezopotamya koleksiyonlarına kadar eserlerin hikâyelerini de okuyun.
Hatta mümkünse bazı eserlerin British Museum’a nasıl geldiğini de araştırın.
Çünkü o zaman müze çok daha farklı bir anlam kazanıyor.
Benim için British Museum artık yalnızca geçmişin sergilendiği bir yer değil.
Rosetta Stone’dan Mısır galerilerine, Parthenon Heykellerinden Anadolu ve Mezopotamya koleksiyonlarına kadar eserlerin hikâyelerini de okuyun.
Hatta mümkünse bazı eserlerin British Museum’a nasıl geldiğini de araştırın.
Çünkü o zaman müze çok daha farklı bir anlam kazanıyor.
Benim için British Museum artık yalnızca geçmişin sergilendiği bir yer değil.
Geçmişe bugün nasıl baktığımızı, kültürel mirasın kime ait olduğunu ve bir müzenin görevinin nerede başlayıp nerede bittiğini sorgulatan bir yer.
Ve belki de British Museum’u dünyadaki diğer büyük müzelerden ayıran en ilginç özelliklerinden biri tam olarak bu.
Ve belki de British Museum’u dünyadaki diğer büyük müzelerden ayıran en ilginç özelliklerinden biri tam olarak bu.
Yorumlar
Yorum Gönder