🛎️ The Grand Tarabya Otel İstanbul / TÜRKİYE

Tarabya Sahilinin Sessiz Tanığı: The Grand Tarabya’nın Hikâyesi

Tarabya’dan Kireçburnu’na doğru yürürken Boğaz’ın en güzel manzaralarından biri size eşlik ediyor. Bir yanda kıyıya bağlı tekneler, diğer yanda yalılar, balık restoranları ve yüzyıllardır değişmeyen İstanbul silueti…

İşte bu yürüyüş sırasında gözünüzü mutlaka çekecek yapılardan biri de ihtişamlı cephesiyle The Grand Tarabya.

Bugün pek çok kişi burayı sadece lüks bir otel olarak görüyor. Oysa bu bina, İstanbul’un son yüz yılına tanıklık etmiş yaşayan bir tarih.

Her Şey Tokatlıyan Oteli ile Başladı

The Grand Tarabya’nın bulunduğu yerde, 1900’lü yılların başında dönemin en prestijli otellerinden biri olan Tarabya Tokatlıyan Oteli bulunuyordu.

Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında Tokatlıyan Oteli; diplomatların, yabancı misafirlerin, sanatçıların ve İstanbul sosyetesinin buluşma noktasıydı. Yaz aylarında Boğaz’ın serin havasını solumak isteyen seçkin aileler burada konaklıyor, Tarabya sahili dönemin gözde sayfiye merkezlerinden biri haline geliyordu.

Ünlü polisiye yazarı Agatha Christie’nin eserlerinde Tokatlıyan’dan bahsedildiği söylenir. Bu da otelin uluslararası ününün ne kadar büyük olduğunun göstergesi.

Büyük Yangın ve Yeni Bir Başlangıç

1954 yılında çıkan büyük yangın, Tokatlıyan Oteli’nin sonunu getirdi. İstanbul’un hafızasında önemli bir yere sahip olan bu yapı kullanılamaz hale geldi.

Ancak Tarabya’nın hikâyesi burada bitmedi.

Emekli Sandığı tarafından aynı arsada yeni ve modern bir otel inşa edildi. Uzun süren çalışmaların ardından otel, 1966 yılında “Büyük Tarabya Oteli” adıyla kapılarını açtı.

Açıldığı dönemde Hilton ve Divan’dan sonra Türkiye’nin üçüncü beş yıldızlı oteli olması büyük ses getirdi.

Yeşilçam’ın Gözde Mekânı

1960’lı ve 1970’li yıllarda Büyük Tarabya Oteli yalnızca konaklama yapılan bir yer değildi.

İstanbul sosyetesinin düğünleri burada düzenleniyor, büyük davetler burada veriliyor, sanatçılar ve iş insanları burada bir araya geliyordu.

Yeşilçam filmlerinde sık sık karşımıza çıkan lüks otel sahnelerinin birçoğu Büyük Tarabya Oteli’nde çekildi. O dönemin yıldızları bu koridorlarda yürüdü, bu salonlarda ağırlandı.

Uzun Süren Sessizlik ve Yeniden Doğuş

Yıllar içinde otel yıprandı ve kapılarını kapattı.

2006 yılında başlayan kapsamlı restorasyon çalışmalarıyla yapı adeta yeniden hayata döndürüldü. Tarihi dokusuna saygı gösterilerek modern teknolojilerle güçlendirilen otel, yaklaşık altı yıl süren çalışmaların ardından 2013 yılında “The Grand Tarabya” adıyla yeniden açıldı.

Bugün 248 oda ve süit, rezidanslar, marina manzaralı restoranlar ve Boğaz’a karşı uzanan teraslarıyla İstanbul’un en özel otellerinden biri olarak hizmet vermeye devam ediyor.

Tarabya Sahilinde Yürürken…

Tarabya’da yürümeyi seviyorum. Çünkü burada İstanbul’un farklı dönemleri aynı anda yaşanıyor.

Bir tarafta sabah yürüyüşüne çıkanlar, bisiklet süren çocuklar ve kahvesini alıp denizi seyreden insanlar…

Diğer tarafta ise Osmanlı’dan Cumhuriyet’e, Yeşilçam’dan günümüze uzanan hikâyeler.

The Grand Tarabya’nın önünden geçerken artık sadece bir otel görmüyorum.

Bir zamanlar diplomatların ağırlandığı Tokatlıyan’ı, Yeşilçam yıldızlarının katıldığı davetleri, Boğaz’a karşı yapılan çay sohbetlerini ve İstanbul’un değişen yüzünü düşünüyorum.

Belki de Tarabya’nın en güzel yanı bu…

Burada attığınız her adım, aslında İstanbul’un hafızasında küçük bir yolculuğa dönüşüyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

📍Innsbruck / AVUSTURYA

📍 Oktoberfest Deneyimi – Münih / ALMANYA

📍Mayrhofen / AVUSTURYA