Bebek'ten Tekneyle Beykoz'a: GastroYalı'da Özel Bir Çerkes Sofrası ve Unutulmaz Bir Gastronomi Gecesi

Bebek’ten Tekneyle Beykoz’a: GastroYalı’da Bir Çerkes Sofrası

İstanbul’da yıllardır yaşayıp hâlâ bilmediğim, keşfetmediğim ne kadar çok özel mekân olduğunu bazen böyle davetlerde fark ediyorum.
19 Ekim 2026 Pazartesi akşamı katıldığım özel bir yemek daveti de benim için tam olarak böyle bir keşif oldu.

Bu kez yolumuz Beykoz’da, Boğaz kıyısında bulunan GastroYalı’ya düştü.
Üstelik sıradan bir akşam yemeği için değil; Çerkes mutfağını, geleneklerini ve sofra kültürünü yakından tanıyacağımız, yalnızca davetlilere özel hazırlanmış bir gastronomi gecesi için oradaydık. Gecenin en güzel taraflarından biri ise daha mekâna ulaşmadan başladı.


Bebek’ten Tekneyle GastroYalı’ya

Davetin başlangıç noktası Bebek’ti. Buradan tekneye binerek Boğaz’ın karşı kıyısına, Beykoz’a doğru hareket ettik. İstanbul’un iki yakası arasında tekneyle yolculuk yapmak benim için her zaman ayrı bir keyif. Hele ki akşam saatlerinde, Boğaz’ın ışıkları eşliğinde bir davete gidiyorsanız, yolculuğun kendisi de gecenin bir parçasına dönüşüyor. Beykoz kıyısındaki GastroYalı’ya ulaştığımızda ise bizi alışılmış restoranlardan oldukça farklı bir atmosfer karşıladı.
Açıkçası burayı daha önce hiç duymamıştım. Oysa öğrendiğim kadarıyla özel yemek davetleri, toplantılar, kutlamalar ve farklı organizasyonlar için tercih edilen bir mekânmış.

GastroYalı Nasıl Bir Mekân?

GastroYalı, İstanbul’un Beykoz ilçesinde, İncirköy’de, Boğaz kıyısında konumlanan özel bir gastronomi ve etkinlik mekânı. Burasını klasik anlamda, istediğiniz zaman gidip bir masaya oturabileceğiniz bir restoran gibi düşünmemek gerekiyor.
GastroYalı’nın öne çıkan özelliği, özel davetler ve gastronomi odaklı organizasyonlar için kullanılabilmesi. Mekânın bünyesinde profesyonel mutfak çalışmalarına uygun alanlar da bulunuyor. Bu yönüyle yalnızca yemek yenilen değil, mutfağın ve gastronominin merkezde olduğu deneyimlerin gerçekleştirilebildiği bir yer.
Özel yemek organizasyonları, iş toplantıları, kutlamalar ve evlilik teklifleri gibi farklı etkinlikler için değerlendirilebiliyor.

Elbette bu tür organizasyonlar önceden planlanıyor ve rezervasyonla gerçekleştiriliyor.
Bence GastroYalı’yı farklı kılan en önemli özelliklerden biri de konumu.
İstanbul Boğazı’nın hemen kıyısında, bir yalı atmosferinde yemek yemek zaten başlı başına güzel bir deneyim. Buna bir de özel hazırlanmış menüler ve davet konseptleri eklendiğinde ortaya alışılmışın dışında bir akşam çıkabiliyor. 
Benim katıldığım gecenin teması ise Çerkes mutfağı ve sofra gelenekleriydi.

GastroYalı’da Bir Çerkes Sofrası

19 Ekim akşamı için hazırlanan özel menü, GastroYalı şefleri Merdol ve Cemil Akcan ile Zeynep Kakın, İnci Koç ve Yasemin Mercan’ın birlikte hazırladığı geleneksel Çerkes lezzetlerinden oluşuyordu. Masaya oturduğumuzda bizi, üzerinde geleneksel Çerkes kıyafetleri giymiş kadınların görsellerinin bulunduğu özel bir menü karşıladı.
Menüde yalnızca yemeklerin isimleri değil, bu mutfağın kültürel geçmişine dair bilgiler de yer alıyordu.

Ancak yemek servisi başlamadan önce çok daha anlamlı bir bölüm vardı.
Önce Çerkes mutfağı ve gelenekleri hakkında bilgi verildi.
Çerkes sofralarının yalnızca yemek yenilen bir yer olmadığı; aynı zamanda saygının, misafirperverliğin, paylaşmanın ve dostluğun önemli bir parçası olduğu anlatıldı.
Ardından geleneksel bir sofra duası edildi.


Çerkes Sofra Geleneği ve Yemek Öncesi Dua

Gecenin benim için en ilgi çekici bölümlerinden biri yemek öncesinde yapılan konuşma ve duaydı.

Çerkes kültüründe sofranın yalnızca karın doyurmak için kurulmadığını öğrendik.
Sofra aynı zamanda bir araya gelmenin, büyüklere saygı göstermenin, misafiri ağırlamanın ve iyi dilekleri paylaşmanın da bir yolu. Geleneksel olarak yapılan iyi dilek konuşmalarının oldukça uzun olabildiği anlatıldı. Bizim davetimizde ise bunun daha kısa bir versiyonu gerçekleştirildi.
Menümüzde bu gelenek HUАHO (iyi dilek konuşması) başlığıyla yer alıyordu.

Duanın içeriğinde sofrayı hazırlayan aileye, yemeklerin bereketine, kadınların iyiliğine, erkeklerin yiğitliğine ve bütün insanların cömertliğine yönelik iyi dilekler bulunuyordu.
Bu ritüel, yemeğin kendisi kadar o sofranın etrafında bir araya gelmenin de önemli olduğunu hatırlatıyordu.

Benim için farklı kültürleri tanımanın en güzel yollarından biri de tam olarak bu: O kültürün yemeklerini tatmak kadar, o yemeklerin arkasındaki hikâyeyi ve gelenekleri öğrenmek.

Çerkes Mutfağı Hakkında Öğrendiklerim

Gecede paylaşılan bilgilere göre bugün Çerkes mutfağı olarak adlandırdığımız gastronomi kültürü, Kuzey Kafkasya’nın farklı halklarının mutfaklarından izler taşıyor.
Adige, Abhaz, Ubıh, Oset, Çeçen, Avar, Lezgi, Lak ve Karaçay gibi toplulukların yemek gelenekleri zaman içerisinde birbirini etkilemiş.

Özellikle 1864 Büyük Çerkes Sürgünü sonrasında Osmanlı topraklarına yerleşen Kuzey Kafkasya toplulukları, kendi yemek kültürlerini de Anadolu’ya taşımış.
Zaman içerisinde Anadolu’daki malzemeler ve yerel mutfaklarla etkileşim sonucunda bu yemekler farklı yorumlarla günümüze kadar ulaşmış.
Çerkes mutfağında et yemekleri, hamur işleri, süt ürünleri, ceviz ve çeşitli soslar önemli yer tutuyor. 
Özellikle sos kültürü oldukça dikkat çekici. Ceviz, sarımsak, soğan, kırmızı biber ve farklı baharatlarla hazırlanan soslar birçok yemeğin karakterini oluşturuyor.

Bütün bu bilgileri dinledikten sonra sıra, o akşam için hazırlanan geleneksel lezzetleri tatmaya geldi.

Başlangıçlar: Çerkes Mutfağının Farklı Lezzetleri

Yemek servisi, masaya gelen başlangıçlarla başladı.
Menümüzde beş farklı başlangıç bulunuyordu:
  • Ahulçapa: Cevizli lahana.
  • Aphouse Sızbal: Ekşi erikli dip sos.
  • Akudırsışı: Ezme barbunya.
  • Akutj: Çerkes tavuğu.
  • İsli Çerkes ve Abaza Peyniri: Peynir tabağı.
Özellikle cevizli ve soslu lezzetler, bu mutfağın kendine özgü karakterini anlamak açısından güzel bir başlangıçtı. Çerkes tavuğu zaten pek çoğumuzun aşina olduğu bir yemek. Ancak aynı sofrada farklı geleneksel başlangıçlarla birlikte sunulması, mutfağın çeşitliliğini daha iyi görmemizi sağladı.

Ara Sıcaklar: Haluj ve Aç amuka

Başlangıçların ardından geleneksel hamur işlerine geçildi.
İlk olarak Haluj, yani Çerkes mantısı servis edildi.
Ardından peynirle pişirilen geleneksel Çerkes pastası Açamuka geldi.
Kuzey Kafkasya mutfağında hamur işleri ve peynirin ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu bu bölümde daha iyi anladık. Her yemek, gecenin tadım konseptine uygun şekilde sunuluyordu.
Amaç yalnızca tek bir tabak yemek yemek değil, farklı lezzetleri arka arkaya deneyimlemekti.

Bardaklarda Sunulan Çorba: Leps

Gecenin farklı sunumlarından biri de sıcak mola bölümündeydi.
Menüde Leps adıyla yer alan et suyu, küçük bardaklarda tadımlık olarak servis edildi.
Alıştığımız büyük çorba kaseleri yerine bu şekilde sunulması, akşamın gastronomi tadımı konseptine oldukça uygundu. Başlangıçlar ve ara sıcakların ardından gelen bu küçük sıcak mola, ana yemek öncesinde güzel bir geçiş oldu.

Ana Yemek: Şıps ve Tepside P’aste

Ana yemekte Çerkes mutfağının karakteristik lezzetlerinden biri olan Şıps servis edildi.
Menüde Adige usulü soslu tavuk olarak tanıtılan bu yemek, yanında Çerkes pastasıyla sunuldu.
Burada önemli bir ayrıntı var: Çerkes mutfağında kullanılan p’aste kelimesi, İtalyan makarnasını çağrıştırsa da farklı bir yemeği ifade ediyor. Genellikle mısır unu veya tahıl unlarıyla hazırlanan, yoğun kıvamlı ve etli-soslu yemeklerin yanında tüketilen geleneksel bir eşlikçi.

Bu nedenle ana yemek, yalnızca tavuk ve sostan oluşmuyordu. Yanında servis edilen p’aste de yemeğin önemli bir parçasıydı. Gecenin menüsü sayesinde daha önce bildiğim bazı tatları yeniden tanırken, adını ilk kez duyduğum yemeklerle de tanışmış oldum.

Tatlılarda Bir Sürpriz: Menüde Olmayan Helva

Ana yemeklerin ardından tatlı servisine geçildi.
Ancak bu bölümde küçük bir sürpriz vardı.
Menüde yalnızca bir tatlı yazmasına rağmen bize iki farklı tatlı ikram edildi.
İlk olarak menüde bulunmayan bir helva servis edildi.
Ardından gecenin menüsünde yer alan Ahköekakan, yani cevizli kestaneli tatlı geldi.
Böylece geleneksel Çerkes lezzetlerini deneyimlediğimiz akşam, iki farklı tatlıyla sona erdi.
Özellikle tatlıların sunumu ve tabakların hazırlanışındaki özen, gecenin başından beri devam eden gastronomi deneyiminin güzel bir tamamlayıcısıydı.

GastroYalı’da Özel Bir Davete Katılmak

Bu akşam benim için yalnızca farklı yemekler tattığım bir organizasyon olmadı.
Bir yandan daha önce bilmediğim bir İstanbul mekânını keşfettim, diğer yandan Çerkes mutfağının geçmişi, yemekleri ve gelenekleri hakkında yeni şeyler öğrendim.
Bebek’ten tekneyle başlayan yolculuğumuz, Beykoz’da Boğaz kıyısındaki özel bir sofrada devam etti.

Yemek öncesinde yapılan geleneksel dua, her tabağın ardındaki kültürel hikâye ve farklı lezzetleri bir arada tatma fırsatı, bu daveti benim için sıradan bir akşam yemeğinden ayırdı.
Bazen bir restoranı yalnızca yemekleri için hatırlarız. Bazen de gittiğimiz yer, yaşadığımız deneyim ve öğrendiklerimizle aklımızda kalır. GastroYalı’daki Çerkes sofrası benim için ikinci gruptaydı.

GastroYalı’ya Gitmek İsteyenler İçin

Mekân: GastroYalı
Konum: İncirköy, Saip Molla Caddesi No:67, Beykoz / İstanbul
Konsept: Özel gastronomi davetleri, kişiye özel yemek organizasyonları ve toplantılar.
Rezervasyon: Özel organizasyonlar için önceden iletişime geçilmesi gerekiyor. Burası klasik bir restoran gibi kapıdan girip yemek yenilebilecek bir mekân olarak düşünülmemeli.
Ulaşım: Biz Bebek’ten tekneyle ulaştık. Deniz yoluyla ulaşım imkânları, düzenlenecek organizasyona göre ayrıca planlanmalı.

Benim deneyimim: 19 Ekim 2026 tarihinde düzenlenen, yalnızca davetlilere açık geleneksel Çerkes mutfağı tadım gecesi. İstanbul’da farklı bir gastronomi deneyimi yaşamak, özel bir yemek organizasyonu düzenlemek veya alışılmış restoranların dışında bir mekân keşfetmek isteyenler için GastroYalı akılda tutulabilecek adreslerden biri.

Ve benim bu geceden aklımda kalan en güzel düşünce, menümüzün sonunda yazan şu cümle oldu: “Çerkes sofrası; lezzetin, saygının ve dostluğun buluştuğu yerdir.”
Gerçekten de bu akşamın ruhunu bundan daha güzel anlatan bir cümle olamazdı.

EHH Travel Blog | İstanbul’dan Gastronomi ve Mekân Deneyimleri

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

📍Watford / İNGİLTERE 'Harry Potter Warner Bros Studio Tour'

📍 Emirgan Korusu – İstanbul / TÜRKİYE

📍Innsbruck / AVUSTURYA